Çocuklarda Parmak Emme Alışkanlığı Nedir?

Çocuklarda Parmak Emme Alışkanlığı Nedir?
28 Şubat 2017 tarihinde eklendi, 566 kez okundu.

cocuklarda-parmak-emme

Bebekler doğumdan itibaren emme refleksleri güçlü olarak dikkat çekerler. Çünkü beslenme ihtiyaçlarından dolayı bu reflekse sahip oldukları için daha doğar doğmaz parmaklarını emen bebekler ile karşılaşılır. Pek çok zaman aileler bunun açlık sonucu olduğunu düşünürler ve hemen bebeği beslemek isterler. Bu düşünce her ne kadar mantıklı ve tutarlı olsa da bebeğin parmaklarını emme refleksi devam edecek ve bu durum engellenmezse söz konusu hareket bir alışkanlığa dönüşecektir. Çocuklarda parmak emme alışkanlığı da tam da buradan gelir.

Bebekler ne yaparlarsa onu tekrar eme halinde alışkanlığa dönüştürürler. Bu durum doğal bir sonuç ve süreç ilişkisi içinde ortaya çıkar. Sadece psikolojik faktörler değil, içgüdüsel faktörler ile de bu durum açıklanabilir. Ailesi tarafından acıktığı için parmağını emdiği düşünülen bebeğin bir süre sonra tok olsa bile halen parmak emmeye devam etmesi bunun bir göstergesidir. Alışkanlık kazandırılmak istenmiyor ise belli başlı durumların farkında olmak ve buna göre mücadele etmek gerekir.

Bebekken Kazanılan Parmak Emme Alışkanlığı

Birkaç defa parmağını emen bebekler söz konusu hareketi hemen alışkanlık haline döndürürler. Parmağın emilmesi yalnızca bebeğin aldığı zevk ile açıklanamaz, diğer ayrıntılar da dikkat çeker. Örneğin bebeklere göre başparmak bir tür sıkıntı giderici, stres atıcı araçtır. Her ne kadar bebek bunu bilinçli yapmasa da aslında bu amaç uğruna parmak emmeye devam eder. Buna örnek olarak yorgunluk ya da heyecan üzerine sırf sakinleşmek ve huzur bulmak için bebeklerin başparmaklarını emdiklerinden bahsedilebilir. Yalancı emzik denilen malzemenin kullanılması ve bebeğin bu şekilde daha kolay sakinleşmesi de aynı durum ile açıklanabilir. Yaş ilerledikçe ve bebek çocukluk evresine geçtikçe, eğer uygun müdahalelerde bulunulmaz ise çocuklukta da bu alışkanlık sürecektir. Çocuk ister utansın, ister utanmasın bu hamleyi mutlaka yapacak ve bunu kolay kolay bırakamayacaktır.

Belli bir süre sonra parmak emme alışkanlığı bırakılsa da, tetikleyici bir unsur ya da durum var ise bu alışkanlığa yeniden dönmek mümkün olabilir. Çocuğun yeni bir kardeşi olduğunda, sırf bozulan denge ya da hasar gören psikolojinin tamiri için bu alışkanlık akla gelebilir. Bebeğin parmağını emmesi de çocuğa bu duyguyu çağrıştırdığı için aynı durum söz konusu olabilir. Süreç içinde elbette ki bu alışkanlıktan çocuğu vazgeçirmek mümkün olabilir; ancak çocuk bu eylemi kronik olarak sürdürmekte ise mutlaka çocuğun koşullarına iyi bakılmalı ve hayatında onu strese sokan, dengesini bozan unsurlar tespit edilip sorunlar çözüme kavuşturulmalıdır. Aksi takdirde bu durum fazlası ile rahatsız edici olacak, hatta çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimine de engel teşkil edecektir.

Parmak Emme Alışkanlığının Bir Takım Zararları

Yaşı biraz ilerleyen büyük çocuklar için bu alışkanlık doğrudan ortodontik bozukluklara davetiye çıkarır. Sadece parmak emmek değil, yaşı geçen çocuğun emzik emmesi de üst çene kemikleri, alt çene kemikleri, damak yapısı, dil gibi noktalara negatif etki eder. Gelişim çağındaki çocukların emme alışkanlıklarından vazgeçmeleri sadece parmakları odaklı değil, yalancı meme yani emzik odaklı da olmalıdır.

Emzikten vazgeçemeyen bebeklerin damak genişlemesi yaşadıkları, dişlerin de tam da bundan dolayı olması gerekenden daha erken çıktığı, azı dişlerinin sürekli olarak geri yönlü müdahale gördüğü ve itildiği, bundan dolayı da diş yapısından bozuklukların yaşandığı görülebilir. Yine üst dişler ile alt dişlerin aralarında boşluklar da meydana gelebilir. Tüm bunlar emzik emmenin zararları arasındadır.

Her ne kadar emzik emmek bu kadar zararlı olsa da, parmak emmek bu alışkanlıktan daha da zararlıdır. Başparmak emme alışkanlığını sonlandıramayan çocukların üst çene kemikleri çekilirken, ön dişlerin de oldukça ön tarafa itildiği görülür. Buna ek olarak elin bütün ağırlığının alt çeneye yüklendiği görüldüğünde, alt çene kemiğinin de arka kısma doğru itildiği fark edilebilir. Bu durum da çocuğun çene yapısında bozukluklara ve alt çenenin üst çeneye göre geri pozisyonda kalmasına sebep olur. Dişleklik de aynı sıkıntının sonucu olarak tezahür eder.

Öte yandan konuşma eylemi de ene yapısı ile doğrudan ilgilidir. Eğer çocuğun çenesinde bir problem oluşmuş ise konuşma bozukluğu da yaşanacaktır. S ile Z harflerinin telaffuzunda muhtemel sorunlar yine bu anlamda görülebilir. Tüm bunlar mutlaka tedavi ettirilmesi gereken sıkıntılar iken, söz konusu çocukların uzman doktorlara götürülmesi şarttır.

Emme refleksi bir yerden sonra alışkanlığa dönüştüğünde, emzik ya da başparmak ile bu ihtiyaç giderilebilir. Ancak çocukların bu alışkanlıktan vazgeçirmek gerekli iken, bunu da zor kullanarak ya da çocuğu kışkırtarak yapmak doğru olmayacaktır. Emziğe acı biber sürülmesi, emziğin çöpe atılması, başparmağa benzer metotların uygulanması geçici olarak çözüm olsa da kalıcı sonuç almak zordur. İmkansız değildir; ancak zordur. Çünkü çocuk kendini iyi, güvende ve rahat hissettiğinde bu alışkanlıklarını bırakır. Stres, gerginlik, huzursuzluk gibi hallerde çocukların emme alışkanlıklarından vazgeçmedikleri, emecek bir şey bulamadıklarında ise tırnaklarını yediklerini ve dudaklarını ısırdıklarını gözlemlemek mümkündür. Bu nedenle de alışkanlıktan vazgeçirme safhasında zorlama olmamalıdır. Daha teskin edici, daha rahatlatıcı hamleler ile çocuğun doğal yollardan bu alışkanlıkları bırakması sağlanmalıdır.

Bu noktada ailelerin çeşitli çözümleri vardır. Çocuğun emziğinin bir kahraman ya da peri tarafından götürüldüğünü, onun yerine çocuğa bazı hediyelerin verildiği gibi bir hikayenin uydurulması, hem çocuğu memnun edecek, hem de aranılan huzurlu ortamın tesis ile beraber emme alışkanlığının da sona erdirilmesini sağlayacaktır. Buna benzer çeşitli hamleler ile çocuk memnun edilmeli, kendisi bilerek ve isteyerek emziği bırakmalıdır. Son çare ise farklı eylemler ile emziğin unutturulması ve alışkanlığın beyinden silinmesi olmalıdır.

 


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git