Evliliğe Gerçekten Hazır Mısınız?

Evliliğe Gerçekten Hazır Mısınız?
29 Mart 2017 tarihinde eklendi, 2.634 kez okundu.

Bazı dönemlerde yalnızca gençler değil yetişkinler de çok iyi düşünmeden evlilik kararı alırlar. Eş olarak seçtikleri kişi ile yaşamları boyunca her anlamda anlaşıp anlaşamayacaklarını göz önünde bulundurmaz ve çoğu zaman bulundursalar dahi hayatın karşılarına ne çıkaracaklarını bilmediklerinden pek çok noktayı göz ardı edebilirler. Bunun doğal neticesi olarak da evlendikten kısa bir süre sonra yaşamlarını birleştirdikleri kişinin daha önce hiç bilmedikleri ve tanımadıkları bambaşka yönleri ile karşılaşırlar. Bu gerçekliklerin kendi gerçekliklerine ters düştüğünü görerek pişmanlık duymaya başlarlar ve bu da mutsuzluğu beraberinde getirir. Mutlu olamayan insan yaşam ile bağlarını koparmaya başlar ve yalnızca eşleri ile değil yaşamlarındaki diğer insanlar ile de olumlu ve düzgün ilişkiler kuramazlar. Kendilerine güvenlerini yitirmeye başaran bu insanlar işlerinde de tam olarak performans gösteremez ve başarısızlıklarının nedenini aramaya başlarlar. Tüm bu yaşadıklarına evliliklerinde yaşadıkları olumsuzlukların neden olduğunu fark etseler de ne yazık ki bu dönemden yara almadan kurtulamazlar.

Detayları İle Tanımaya Çalışın!

Gerçekten pek çok genç kız zengin ya da yakışıklı olduğu ya da tanınmış bir ailenin oğlu olması gibi farklı nedenlerin yanı sıra anne / baba baskısı ile bir erkekle yaşamlarını birleştiriyorlar. Söz konusu erkeğin genel olarak duygularını, düşüncelerini, evlilik ve hayat hakkındaki fikirlerini, ruh sağlıklarının nasıl olduğunu, normal bir karakter ve kişilik yapısına sahip olup olmadığını ve daha birçoğunu öğrenmeden kendilerini aynı evin ve paylaşılmış bir yaşamın içerisinde buluverirler.

Erkeklerin birçoğu da kendilerine eş seçerken benzer yolları izlemektedir. Yalnızca güzelliği, inceliği, kültürü ya da farklı bir özelliği için bir kadın ile yaşamlarını birleştirme kararı alırlar. Ancak kuşkusuz ki yanıldıklarını anlamaları çok da uzun sürmez. Evlilik yaşamları ile birlikte eşlerini bütün varlıkları ile görüp tanımaya başlarlar. Geçmişte belirli özelliklerini tanıyarak bağlandıklarını düşündükleri varlığın gerçekte karşılarında gördükleri insan ile aynı olmadığını anlarlar. Bu durumda da kuşkusuz bir hayal kırıklığı ve yadırgama dönemi başlar.

Hayatı Birlikte Omuzlayabilecek Misiniz?

Bu durum ile karşılaşan erkek ya da kadın iyi düşünmeden evlilik kararı aldıkları için kendilerini suçlamaya başlarken eşlerini de kendilerini tam olarak tanıtmamakla suçlar. Yalnızca birkaç özelliğini beğenip âşık oldukları insanın bir bütün halinde bambaşka bir görünüm sergilediğini gören bireyler onu sevmekte ve istemekte zorluk çekmeye başlar. Daha da doğru bir ifade ile yaşamlarını birleştirdikleri kişi karşısında yabancılık hissine kapılırlar. Dün ile bugün arasında farklılıkları tespit etmek bir yana benzer hiçbir şey bulamamaya başlarlar. Tüm bunların neticesinde ise partnerleri ile en küçük konularda bile sürtüşmeler yaşamaya ve çatışmaya başlarlar. Tam olarak sevmedikleri için ise onlardan hızla soğuyabilir ve hatta ileriye giderek nefret dahi edebilirler. İnsan kuşkusuz ki sevmediği ya da yabancı hissettiği insanlardan uzak durmayı seçer. Ayrıca insanı mutluluğa eriştiren en önemli koşulların başında aile yaşantısındaki mutluluk gelir. Eşi ile hemen her konuda orta yolu bulabilen, eşi tarafından sayılan, sevilen, beğenilen ve sürekli eşinin alakasını, içtenliğini ve yakınlığını hisseden ve eşine aynı duyguları besleyebilen insanlar hayatlarını onlar ile paylaşmaktan yalnızca mutluluk değil huzur ve güvende duymaktadır. Sağlıklı birlikteliklerin anahtarlarından biri de bu değil midir zaten? Çiftler yalnızca mutluluk ve sevinçlerini değil üzüntü, kaygı ve kederlerini de paylaşarak biz olmayı başarabilen kişilerdir.

Kendisini her anlamda anlayan, mutlu etmek ve huzurlu hissettirmek için çabalayan bir eşe sahip olan bireyler partnerlerini aynı şekilde içtenlikle mutluluğa eriştirmek isterler. Çünkü kendi mutlulukları ile onun mutluluğu arasında sıkı bir bağ olduğunu ve onun mutlu olduğu ölçüde mutlu olacaklarını bilirler. Bir kadının eşini sevmesi onun mutlu olması için çaba göstermesi adına her şeyden önce onun gerçek sevgisi ile karşılaşmalı ve yanında mutlu olduğunu anlamalıdır. İnsan sevdiği kişinin hayatı boyunca sıkıntılardan, üzüntülerden ve acılardan uzak olmasını ve huzur içerisinde yaşamasını ister. Kısaca onunla birlikte sevinirken aynı zamanda onunla birlikte üzülür. Onda kendisinin bir başka parçasını görür.

İnsan kendisini sevdiğini bildiği ve kendisinin de sevdiği birinin anıdan kendisini yalnızca güvende değil aynı zamanda rahat hisseder. İçinde bulunduğu hayatta karşılaştığı tüm zorluklarda yalnız olmadığını bilmek oldukça önemlidir. Gelecek yaşantısında da daima yanında olarak kendisine destek verecek, sıkıntılı dönemlerinde yanından eksik olmayacak ve hastalandığında kendisi ile ilgilenecek, dertlerini, üzüntülerini rahatlıkla söyleyebilecek birinin varlığını ister. Bu sayede yaşamda kendisini hem daha güçlü hem de daha yeterli hisseder.

Evlilik Kararı Almadan Önce Düşünmeye Özen Gösterin!

Evlilik kararınızın başta sizin kaderiniz olmak üzere aynı zamanda gelecekte dünyaya getireceğiniz çocuklarınızın kaderi ile de birebir ilgili olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Eşiniz ile kuracağınız ilişkiler hayatınızın her noktasına etki eder. Düzenli ve olumlu bir ilişki sizi yaşama daha sıkı bağlarken kendinize güveninizin tazelenmesine ve mutlu olmanıza imkân sağlar.

Ancak çatışmaların bitmediği olumsuz bir ilişki ise sizi aile yaşantınızdan bıktırmakla kalmaz daima sinirli ve huzursuz biri olmanıza ve bunun doğal sonucu olarak da yaşantınızda mutsuz, geçimsiz ve hatta başarısız birine dönüşmenize sebep olur.

Eşiniz olarak seçeceğiniz kişiyi mümkün olduğunca tanımak için zaman tanıyın. Yalnızca onun varlığı ile alakalı değil aynı zamanda farklı dönemlerdeki davranışlarını değerlendirmeye özen gösterin. İnsanın daima bütün içtenliğine karşın kendisini tam olarak olduğu gibi tanıtamayacağını ve bilinçsiz bir iç yaşayışı olduğunu ve bazen bir takım yanlarını saklayarak gizlemek isteyebileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Hayatınızı birleştireceğiniz kişinin özelliklerini tanımaya çalışırken kendinizi es geçmeyin. İlişkinizi gözlemlerken mümkün olduğunca tarafsız olmaya ve kendinizi tıpkı eş adayınızda olduğu gibi içtenlikle ve tam olarak tanıtmaya özen gösterin. Sizin göstereceğiniz içtenliğin tanımaya çalıştığınız kişinin de aynı şekilde hareket etmesini sağlayacağını göz önünde bulundurun. Kuşkusuz karşınızdaki insanı ne kadar iyi tanıdığınızı düşünürseniz düşünün aynı evi ve aynı yaşamı paylaşmak aslında çok da hayal edilebilen bir durum değildir. Bu nedenle siz tamamıyla özümsediğinizi düşünseniz de evlilik yaşantısının beraberinde yalnızca güzellikleri değil farklı sorun ve fikir ayrılıklarını da getireceğini unutmamalı ve kendinizde bunu düzeltecek gücü bulamıyorsanız evlilik kararınızı yeniden gözden geçirmelisiniz.


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git