İhanet

İhanet
14 Mart 2017 tarihinde eklendi, 1.417 kez okundu.

Bir gün size, iki yıl gibi uzun soluklu bir ihanete uğrayan biri olarak yazacağımı hiç düşünmemiştim.

İhanete uğrayan kadınlar kervanının bir yolcusu olarak, benim durumumdaki eşlere, ihanet eden beylere ve kadınlara seslenmeye karar verdim…

Eşimle bizim hikâyemiz, çok bilinen bir hikâye değil. İkimizin de ikinci evliliği. En büyük kazançlarımız, ilk evliliklerimizdeki yanlış seçimlerimizin bize birer evlat vermiş olması.
Ailemizin ne denli önemli olduğunu söyler, kurduğumuz yuvanın çok mutlu olduğunu ısrarla tekrarlardım.

Eşimle birçok zorluğa göğüs gererek evlenmek farklılığımızdı.

Aramızdaki büyük aşk ve bağlılık hiç bitmeyecek sanıyordum. Biz ruh ikizi gibiydik. Ama 12 yıllık evlilik en büyük yarasını aldı.

Bu yaranın üzerinden geçen zaman, suların az da olsa durulmasını sağladı ama içimdeki fırtınalar dinmek bilmiyor.

Kendimi suçlamıyorum. Biliyorum ki, bu yaşanan iğrenç olayın tek masum tarafı benim. Artık daha sakin düşünebiliyorum. Çünkü eşimin aslında iğrenç bir tezgahın parçası olduğunu anlamanın verdiği rahatlık içindeyim.

Kötü, sinsi ve dahası kocası tarafından pazarlanan bir kadın, eşimi kendine türlü oyunlarla, seksi kullanarak bağlamış.

Kadının eşi de en az onun kadar utanç verici biriymiş…

Eşim şimdi çok pişman. Kendini suçlayıp sürekli utancını tekrarlayarak, içine düşürüldüğü durum karşısında tepkisini göstermeye çalışıyor. Kendini akıllı zanneden bir adamın, aslında ne denli aciz olduğunu anlamasından kaynaklanıyor bu pişmanlık.

Aslında eşimi bu halde görmek benim için büyük bir azap. Ben onun aklını, yüreğini sevmiştim. Bu denli saf olabileceğini görmeyi hiç istemezdim.

Beni en çok, anlık zevkler uğruna neler kaybettiğini anladığı anki utancı üzdü. Kocam böyle bir adam olmamalıydı…

İhanete uğrayan her kadın, aslında kocası tarafından değil, bir başka kadın tarafından ihanete uğruyor.

“Her erkek doğası gereği bir başka kadınla yatmaktan heyecan duyar” derler. Ne yazık ki doğruluğunu yaşadığım ihanetle anladım.

Anlamadığım ise, bir erkeğin karısını hem çok sevip hem de sadece ve sadece bedensel arzularını tatmin etmek için bir başka kadına gitmesi…

İşte benim eşimde tek affedemediğim, kabul edemediğim bu.

“Boşanalım, git iki yıldır yaşadığın o kadınla ol” dediğimde, böyle bir şeyin asla olmayacağını söylemesi ilginçti.

Toplum içinde koluna takıp gezmeyeceği, para ödeyip bedenini satın aldığı bir kadın için bunca üzüntüyü, utancı yaşamaya değer miydi?

şu anki halinden değmediğini anlamak, “Keşke hiç yaşanmamış olsaydı” demesini duymak, içimdeki acıyı hafifletmiyor ne yazık ki. Acıdan kavruluyorum. Nefes alamıyorum.

Onu terk etmeme sadece küçük bir adım kalmıştı. Bu adımı atmadan önce, puzzle’ın çözemediğim bir parçası olan kadının kocasına telefon açtım. Adamın söyledikleri aklımı başıma getirdi.

“Karın seni aldatıyor, üstelik yalnızca benim eşimle değil, birçok ilişkisi var” dediğimde, adam “Bana yazmaz, bana para lazım” diye yanıt verdi! Bu sözler beynimde şimşekler çaktırdı.

Adama “Benim sizin gibi ahlaksız insanlara bırakacak kocam yok” derken o anda eşime bir şans daha tanımaya karar verdim.

İçim buruk… Aile olmak için verdiğim mücadeleye inancımı kaybetmişken, bu şans bana ve eşime neler getirecek şimdiden bilemiyorum.

Tıpkı iki senedir yaşadığım ihaneti bilmediğim gibi…Ama bu kez her türlü sonuca hazırım. Mücadeleye devam…


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git