Komşu

Komşu
19 Ocak 2017 tarihinde eklendi, 5.370 kez okundu.

Yemek sofrasındayız. Bir yandan yemeğimizi yiyor, diğer yandan anlatılanlar üzerinden kopan kahkahalar duyuluyor.

Bir ara yanımdaki arkadaş eşinin de aralarında bulunduğu birkaç hanımın fakir bir komşuya yardım edişlerinden söz ediverdi.

İşsizmiş, çocukları varmış, kimsesi yokmuş, fakirmiş. Buzdolabında ne var diye bakmışlar, sadece dört tane zeytin bulmuşlar. Evdeki bütün yiyecek buymuş. Ansızın sesler kısıldı, bakışlar dondu ve konuşmanın akışı yardımlaşmanın önemine dönüştü.

O an iki anne canlandı zihnimde. Birisi çocuğuna burs arıyordu; ama evleri, arabaları ve bir de az çok geçindiren bir maaşları vardı. Diğer anneyi ise kocası terk etmiş, dilenmekten utandığı için kapandığı bir bodrumda, bebeğiyle birlikte aç geçen aylardan sonra bulunmuş. Anne de bebek de bir deri bir kemik; hayatla bağları ha koptu, ha kopacak.

İnsanları aç ve çaresiz bırakanlara öfke duyuyor vicdan; ama olup bitenleri üzerine alınıyor mu? Akrabalık ve komşuluk olmazsa insan insanın halini nereden ve nasıl bilecek?

Asıl muhtaç kimse, onurunun dilenmesine izin vermediği kimsesiz ve fakir kimsedir. Birisi köşesinde aç ve çaresiz kalmışsa, onun bütün akraba ve komşularının mallarına el koymak adalet olurdu. Buzdolaplarımız ağzına kadar dolu ve bayat ekmeklerimiz çöpe giderken, evinde dört zeytinle günü geçirmenin ümidindeki komşunun hesabını nasıl vereceğiz?

Bilhassa bu mübarek Ramazan ayında daha çok düşünmeliyiz, çevremizi gözlemeliyiz, yardım vakıflarını hatırlamalıyız. Akrabalarımızdan ve komşularımızdan haberimiz var mı?

Allah kimseyi aç ve çaresiz bırakmasın. ‘Hayır; siz yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksulu doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.’ (Fecr 17-18) ayeti bizi uyarıyor.

Ürperiyoruz. Rabbimiz bize hayır kapılarını açsın ve bize razı olacağı iyilikler yapmayı nasip eylesin.


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git